18 Ağustos 2013 Pazar
İRLANDA İZLENİMLERİ
(1 ay süren Avrupa seyahatinden döndüm. Gezimin ilk yarısı İrlanda’nın Cork şehrinde bir hizmet içi eğitime katılmakla geçti. Diğer yarısında ise çeşitli ülkeleri içeren keyfi bir yolculuk yaptım. İrlanda ile ilgili izlenimlerimi, orda kalışımın ilk haftasında yazdığım 15 Temmuz tarihli aşağıdaki kısa yazıda okuyabilirsiniz. Yakın zamanda gezinin diğer yarısı ile ilgili izlenimlerimi de paylaşacağım.)
Bir haftadır Avrupa’nın uzak ülkesi İrlanda’dayım. Yer-yeşil gök-gri bu ülkeye bir mazereti olmadıkça hiçbir Türk’ün gelmek isteyeceğini zannetmiyorum. Öte yandan THY’nin her gün bir uçak dolusu insanı buraya taşıdığını düşününce millet olarak yeterince sebep bulduğumuza kanaat getiriyorum. Güneş gözlüğü kullanamayan beş derece miyoplu pigmenti az bir canlının, 365 gün buzdolabı sebzeliği kıvamında iklimi olan bu ülkede kendini bir nebze rahat hissedeceği muhakkak… Ancak kalın derili çoğunluk için buraya kadar zahmet etmemeleri ve Karadeniz’de 1 hafta ucuza serinleyip eve dönmeleri tavsiye olunur. J Özel bir nedeniniz var veya rahat batması sendromundan muzdaripseniz işte size içinizdeki İrlandalıdan izlenimler.
5 saatlik bir uçuştan sonra ilk iş çantamdaki yağmurluğu çıkarmak oldu. Pasaport kontrolündeki polisin ‘ne zaman döneceksin’ diye sorması da hoş bir karşılama değildi açıkçası. Kaba polise ve ahmakıslatana aldırmadan yola devam ettim. Cork şehrine bilet almak için cebimdeki 200 avroluk tek banknotu biletçiye uzattığımda adamın yüzünde oluşan ifadeyi ve o 200 avroyu bozdurmak için 15 dakika bakkal çırağı gibi dolaşmamı da krizde olmalarına yordum. Sorunu ancak yeniden para çekerek çözebildim ve Cork yoluna koyuldum. Cork, başkent Dublin’den sonra 2. büyük şehir ve aralarında ezeli bir rekabet olduğu sözleniyor. Neyse, Pazar akşam 8’de Cork’a vardım. Elimde harita, boş sokaklarında yürürken ‘ben neredeyim’ diye sorsam da ertesi günkü hareketlilik ‘Maraş neredeydi’ diye sormama sebep oldu J Merak etmeyin dondurmasıyla ünlü şirin bir Akdeniz şehri olduğunu hemen hatırladım.
Tatilini Bodrum’da yapmış bir apartman görevlisinin anılarını dinleyerek nihayet odama vardım. Gösterişli bir katedral manzarası olan küçük bir oda… Ertesi gün kursa gittiğimde 2 İspanyol, 2 Avusturyalı, 1 Macar, 1 Fin, 1 Bulgar, 1 Roman, 1 Portekizli, 1 Çek ve Güney Afrika doğumlu-İngiltere’de büyüme-İrlandalı bir hocanın bulunduğu grupta tek erkek ve tek Müslüman olarak yerimi aldım. Gayet tabi zaman zaman hassas soruların muhatabı olarak buldum kendimi. Cebimdeki pasaportun verdiği sorumlulukla kıt ilahiyat bilgime bakmadan Ramazan ayında Kanal 7’de çıkan hocalar misali gelen soruları cevapladım.
- 4 kadınla evleniyormuşsunuz!
- Evet teoride öyle, pratikte az……….. adil olmak lazım…………… tarihin farklı dönemlerinde ihtiyaç olabilir…………… kem küm……
Boş boş baktıklarını fark edince bu meseleyi yüzde 70 indirimin olduğu bir mağazaya dikkatlerini çekerek savuşturdum ve konunun açıklığa kavuşturulma işini uluslar arası alanda faaliyet gösteren güzide cemaatimize havale ettim.
Biz tekrar İrlanda’ya dönelim. 4 milyonluk bu ülkeyle ilgili dikkate değer 4 önemli nokta var bence: İngiltere ile olan komşuluğu, Katoliklik, patates ve Titanik.
İngiltere’nin ilk kolonisi olan bu masum ülke ancak bizim Yunanı denize döktüğümüz yıl İngilizleri adalarından kovabilmiş. Yüzyıllardır emek verdikleri davanın zafer sarhoşluğu çabuk geçmiş olmalı ki ilerleyen yıllarda kendilerini yavaş yavaş eski sahiplerinin kollarına bırakmışlar. Baskı altındayken savundukları değerlerin bir kısmını özgürlüklerinde zamanla unutmuşlar. Bugün TV’lerin ilk kanalı BBC 1, nüfusun yüzde 97’sinin anadili İngilizce, trafik soldan akıyor…
Bir tek Katolikliklerinden taviz vermemişler. Ülkelerinden göç edenler dahil kiliseye yardım etmeyi ihmal etmemişler. Hatta sadece Amerika’ya göç eden İrlandalıların yaptırdığı bir katedrali gezdim ve vefalarına hayran kaldım. Din hayatın her alanında etkin bir unsur. Okulların yüzde 92’si Katolik okulu ve bu okullarda eğitim karma değil. Kürtaj yasak. Hatta 1997’ye kadar boşanmak bile yasakmış.
Üçüncü önemli nokta olan patatese gelecek olursak biraz içimiz sızlayabilir. 1845 yılında İrlandalıların ektiği patatesler çürümeye başlıyor ve birkaç yıl boyunca patates yetişmiyor. Ne var bunda diyebilirsiniz. Ama İrlanda’da o zamanlar patatesten başka bir şey yetiş(tirile)mediği için kıtlık oluyor ve 1 ila 2 milyon(net sayıyı öğrenemedim) arasında insan ölüyor. Bir o kadar kişi de Amerika’ya göç ediyor. Göç edenlerin yarısı da yolda ölüyor. Büyük bir trajedi ve İrlanda tarihinin de en önemli olayı.
Son nokta patates kıtlığı kadar önemli olmasa da popülaritesi açısından dikkate değer. Kuzey İrlanda’nın Belfast şehrinde yapılan Titanik, son yolcularını güneydeki Cobh’tan aldıktan sonra malumunuz buz dağına çarpıp tarihin en meşhur gemisi oluyor. O olaydan sonra bir gemi daha yapılıyor İrlanda’da ve o da batıyor. Bu iki büyük geminin batması da büyük bir talihsizlik İrlanda için.
İngiltere komşuluğu, patates, batan gemiler… İrlandalılar ise tüm bunlara rağmen Katolik inancının bir sembolü olan üç yapraklı yoncayı ulusal simgeleri kabul edip onun şans getirdiğine inanırlar. Biz de inanmak güzeldir deyip saygıyla selamlayalım onları…
AĞUSTOS-2012
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder