18 Ağustos 2013 Pazar

İLHAMBUL


İstanbul hakkında çok şey söylenmiş, sanatın her dalına malzeme olmuş, her bakanın gözünde ayrı bir anlam kazanmıştır. Eyüp Sultan’dan Fatih’e; Lamartine’den Üstad’a; en sadesinden el zadelere farklı bir surette görünmüş, yedi tepesi yedi renk olup gözbebeklerinde aksetmiştir. Benim gözümde ise İstanbul hep bir ilham olmuştur. Ruhun ufuk noktası, gayesi, gıdası olan bir büyük ilham… Hepimiz kaybolmamak için bir yerden esinleniyoruz. Tüm bu belirsizliği bir cam kalıba sığdırıp oradan izliyoruz hayatı. Aslında peygamberler bizim için ilahi kattan aldıkları ilhamla işimizi epey kolaylaştırmış. Hz. Muhammed’in Kuran’ı ve sünnetini miras bırakması boşuna değil. Sarılmak için bir ilhama, sapıtmamak için ise sınırsız seçenekten mutlak olanına ihtiyaç duyduğumuz kesin. Ne bir söz, ne bir insan ne de yaşadığımız bir tecrübe… Mutlak bir ilham… İstanbul ise mutlak olana, kaynağa, yani ilahi ilhama en yakın şehir. Nasıl ki; Mekke kutsal, Kudüs beşik, New York zenginlik, Paris aşk, Londra şöhret ise İstanbul da varoluşun kendisi. Bir nevi Nuh’un gemisi. Tüm dünya yok olsa da yaşamın yeniden filizleneceği öz. Kurbağa bacağından ab-ı hayata bir yaşam iksiri. Ara sıra içmek lazım.
NİSAN 2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder